2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, kamu idarelerinin bir taşınmaza kamu yararı amacıyla el koyabilmesi için iki farklı usul öngörür: idarenin önce malikle anlaşma yoluna gitmesini, olmazsa mahkemeden bedel tespiti isteyerek taşınmazı adına tescil ettirmesini öngören “normal” kamulaştırma ve kanunda sayılan istisnai hallerde uygulanabilen “acele” kamulaştırma. Bu iki usul arasındaki farkı bilmek, hem idareler hem de taşınmazı kamulaştırılan malikler açısından büyük önem taşır; çünkü acele kamulaştırmada malikin taşınmazına idarenin el koyma hızı ile malikin hukuki güvenceleri arasındaki denge normal kamulaştırmaya göre çok farklı şekilde kurulmuştur. Bu yazıda, iki usulü kanun maddeleri ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesi içtihadı üzerinden karşılaştırıyoruz.
Normal Kamulaştırma Süreci Nasıl İşler?
2942 sayılı Kanunun 8 ila 16. maddelerinde düzenlenen normal kamulaştırma sürecinde idare, öncelikle kamulaştırılacak taşınmaz için kıymet takdiri yaptırır ve malikle satın alma usulüyle anlaşmaya çalışır (m.8). Taraflar bedelde ve gerekiyorsa trampa şeklinde anlaşırlarsa işlem tapuda resmi senetle sonuçlandırılır. Anlaşma sağlanamazsa idare, 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak kamulaştırma bedelinin tespitini ve taşınmazın idare adına tescilini talep eder. Mahkeme, tarafları önce bedelde anlaşmaya davet eder; anlaşma olmazsa bilirkişi kurulu marifetiyle keşif yapılır ve taşınmazın gerçek değeri tespit edilir. Bu süreçte kural, bedel malike (veya bloke şeklinde bankaya) ödenmeden idarenin taşınmaza el koyamayacağı ve tescilin gerçekleşemeyeceğidir.
Bu usulde malik, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası, maddi hatalara karşı ise adli yargıda düzeltim davası açma imkânına sahiptir (m.14). Bedelin tespiti aşamasında da mahkemeye sunulan bilirkişi raporlarına itiraz edebilir. Yani normal kamulaştırmada süreç, malikin haklarını önceden koruyacak şekilde, bedel kesinleşmeden el koymaya izin vermeyen bir sıra içinde ilerler.
Acele Kamulaştırma Nedir ve Hangi Hallerde Başvurulabilir?
Acele kamulaştırma, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde düzenlenen istisnai bir usuldür. Maddeye göre acele kamulaştırmaya; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen hallerde ya da özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda başvurulabilir. Uygulamada bu olağanüstü haller; deprem, sel gibi afetler sonrası acil iskân ve altyapı ihtiyaçları, büyük enerji ve sulama yatırımları, ulaşım ve savunma projeleri gibi kamu düzeni ve kamu güvenliğini ilgilendiren, gecikmesi telafisi güç zararlara yol açabilecek projeler için kullanılmaktadır. Acele kamulaştırma kararı, ilgili idarenin başvurusu üzerine Cumhurbaşkanı tarafından alınır ve Resmî Gazete’de yayımlanır.
Önemle belirtmek gerekir ki acele kamulaştırma istisnai bir yöntemdir; idarenin sırf işlerini hızlandırmak istemesi bu yola başvurmak için yeterli değildir, aceleliğin ve kamu yararının somut olarak ortaya konulması gerekir. Danıştay içtihadında da acele kamulaştırma kararlarının, olağan kamulaştırma usulünün yetersiz kalacağı, gerçekten ivedi ve istisnai bir ihtiyacın varlığını gösteren somut gerekçelere dayanması gerektiği vurgulanmaktadır.
Acele Kamulaştırmada El Koyma ve Bedelin Bloke Edilmesi Usulü
Normal kamulaştırmadan en önemli fark, acele kamulaştırmada idarenin, kesinleşmiş bir bedel tespiti beklemeden taşınmaza el koyabilmesidir. 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca idarenin istemi üzerine mahkeme, yedi gün içinde, taşınmazın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değerini belirler; idare bu değeri malik adına bankaya yatırarak taşınmaza el koyabilir. Bu aşamada verilen karar, tapu müdürlüğüne bildirilir ve taşınmazın devrini engelleyen bir şerh tapu kütüğüne işlenir. Ancak burada tespit edilen değer, kıymet takdiri niteliğindedir; nihai ve kesin kamulaştırma bedeli değildir.
Bu nedenle acele kamulaştırmada idarenin, sonradan ayrıca 2942 sayılı Kanunun 10. maddesine dayanan asıl kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasını da açması gerekir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 03.10.2017 tarihli, 2016/25271 Esas ve 2017/20848 Karar sayılı içtihadında bu ayrım açıkça ortaya konulmuştur: Kararda, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesine göre açılan acele el koyma davalarının delil tespiti niteliğinde olduğu ve anlaşmazlığı çözen nihai bir karar olmadığı; idarenin makul süre içinde 10. maddeye dayanan asıl bedel tespiti ve tescil davasını açmak zorunda olduğu vurgulanmıştır. Aynı kararda, idarenin bu asıl davayı açmadığı veya dava reddedildiği hâlde gerçek kamulaştırma bedeli ödenmeden taşınmaza el konulmuş olmasının Anayasa’nın 46. maddesine ve Kamulaştırma Kanununun 3. maddesine aykırı olduğu, bu durumda malikin idare aleyhine kamulaştırmasız el koyma nedeniyle taşınmaz bedelinin tahsili davası açma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2016/25271, K. 2017/20848, T. 03.10.2017)
İki Usul Arasındaki Temel Farklar
Özetle, normal kamulaştırmada süreç önce anlaşma teşebbüsü, olmazsa dava; bedel kesinleşmeden el koyma yok şeklinde işlerken, acele kamulaştırmada süreç tam tersi bir sırayla ilerler: önce kıymet takdiri ve bedelin bloke edilmesiyle hızlı el koyma, ardından bedelin kesin olarak tespit edileceği asıl dava. Normal kamulaştırmada malikin bedel kesinleşene kadar taşınmazını elinde tutma güvencesi varken, acele kamulaştırmada bu güvence, kanunda sayılan istisnai ve olağanüstü hallerle sınırlı olarak, kamu yararı gerekçesiyle geriye itilmiştir. Bu nedenle acele kamulaştırma kararlarının hem alınma şartları hem de sonrasında açılan bedel tespiti davasının usulüne uygun yürütülüp yürütülmediği, malik açısından dikkatle takip edilmesi gereken hususlardır.
Acele Kamulaştırma Kararına Karşı Hukuki Yollar
Acele kamulaştırma kararının hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, bu kararın şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı bir inceleme konusudur; bu konuyu ve acele kamulaştırma kararının iptalinin hangi şartlarda istenebileceğini sitemizde yer alan “Kamulaştırmada Acele Kamulaştırma Kararının Şartları ve İptali Nasıl İstenir?” başlıklı yazımızda ayrıca ve ayrıntılı olarak ele aldık. Bu yazıda ise acele ile normal kamulaştırma arasındaki genel farkı ortaya koymayı amaçladık.
Kaynakça
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m. 3, 8, 10, 14, 27.
- 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu.
- T.C. Anayasası, m. 46.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2016/25271, K. 2017/20848, T. 03.10.2017 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).
Sıkça Sorulan Sorular
Acele kamulaştırma her türlü kamulaştırmada uygulanabilir mi?
Hayır; acele kamulaştırma, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde sayılan istisnai hallerle sınırlıdır: yurt savunması ihtiyacı veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller ile özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlar. Olağan kamulaştırma ihtiyaçlarında bu yola başvurulamaz.
Acele kamulaştırmada taşınmaza hemen el konulabilir mi?
Evet; mahkemece yedi gün içinde tespit edilen kıymet, idare tarafından malik adına bankaya yatırıldıktan sonra taşınmaza el konulabilir. Ancak bu bedel kesin değildir, sonradan asıl bedel tespiti davasıyla kesinleştirilir.
Acele el koyma davasında tespit edilen bedel nihai midir?
Hayır; Yargıtay içtihadına göre acele el koyma davaları delil tespiti niteliğindedir. Kesin ve nihai kamulaştırma bedeli, idarenin ayrıca açması gereken 2942 sayılı Kanunun 10. maddesine dayanan bedel tespiti ve tescil davasıyla belirlenir.
İdare acele el koyduktan sonra asıl davayı açmazsa ne olur?
Bu durumda gerçek kamulaştırma bedeli ödenmeden taşınmaza el konulmuş sayılır; Yargıtay içtihadına göre malik, idare aleyhine kamulaştırmasız el koyma nedeniyle taşınmaz bedelinin tahsili davası açabilir.
Normal kamulaştırmada malikin bedele itiraz hakkı var mıdır?
Evet; normal kamulaştırmada bedel, mahkemece bilirkişi incelemesiyle tespit edilir ve malik bu aşamada bilirkişi raporlarına itiraz edebilir, ayrıca kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası da açabilir.
İlgili Yazılar
- Kamulaştırma Bedelinin Geç Ödenmesi Halinde Faiz Talep Edilebilir mi?
- Kamulaştırılan Taşınmaz Amacına Uygun Kullanılmazsa Geri Alınabilir mi?
Yazar Hakkında
Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay/Danıştay içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
İletişim
Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın