Kamulaştırma Bedeline İtiraz Davası Nasıl Açılır? Süresi Ne Kadardır?

Uygulamada sık karşılaşılan bir yanlış anlaşılma, “kamulaştırma bedeline itiraz davası” adında ayrı ve bağımsız bir dava türü bulunduğu yönündedir. Oysa 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu sisteminde malikin bedele ilişkin itirazını dile getirdiği yer, idarenin açtığı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasıdır; malik bu davada taraf olarak yer alır ve itirazlarını bu dava içinde ileri sürer. Bu yazıda, bedele itirazın hangi dava kapsamında, hangi sürelerde ve hangi usulle yapılacağını kanun maddeleri üzerinden ele alıyoruz.

Kamulaştırma Bedelinin Tespiti Davasını Kim, Nerede Açar?

2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca, kamulaştırma satın alma usulüyle sonuçlanamazsa, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davasını idare açar; malik davacı değil davalı taraftır. Dava, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. İdare, topladığı bilgi ve belgelerle birlikte mahkemeye başvurur; mahkeme idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için bir duruşma günü belirler ve bunu malike meşruhatlı davetiyeyle veya adresi bulunamıyorsa ilanen tebliğ eder.

Malike (veya adresi bulunamıyorsa ilan yoluyla) yapılan bu tebligatta; kamulaştırılacak taşınmazın kimliği, malikin adı, kamulaştırmayı yapan idare, kamulaştırma işlemine karşı hangi sürede ve hangi yargı yolunda dava açılabileceği, taşınmazın değerine ilişkin savunma ve delillerin hangi süre içinde mahkemeye bildirilmesi gerektiği gibi hususlar ayrıntılı olarak belirtilir.

Bedele İlişkin İtirazın (Delil ve Savunmaların) Bildirim Süresi

2942 sayılı Kanunun 10. maddesinin üçüncü fıkrasının (h) bendine göre, malike yapılan tebligatta “konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delillerin, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde mahkemeye yazılı olarak bildirilmesi gerektiği” açıkça belirtilir. Bu on günlük süre, malikin kamulaştırma bedeline ilişkin itirazlarını, emsal satışları, kendi bilirkişi görüşünü veya diğer delillerini mahkemeye sunacağı temel süredir. Bu süreye uyulmaması, malikin delil sunma hakkını tamamen ortadan kaldırmasa da, yargılamanın erken aşamasında güçlü bir itiraz zemini oluşturmak isteyen malikler için bu on günlük süreyi kaçırmamak önemlidir.

Bedelde taraflar duruşmada anlaşamazsa, hâkim bilirkişi kurulu marifetiyle keşif yaptırır; bilirkişiler raporlarını on beş gün içinde mahkemeye sunar ve bu rapor, duruşma günü beklenmeden taraflara tebliğ edilir. Bilirkişi raporuna itiraz, malikin bedele ilişkin ikinci ve en somut itiraz fırsatıdır; bu konuyu ayrı bir yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Kamulaştırma İşlemine Karşı Otuz Günlük İptal/Düzeltim Davası Süresiyle Karıştırılmaması

2942 sayılı Kanunun 14. maddesi, malike başka bir süre daha tanır: kamulaştırma işlemine karşı, tebligat veya ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde idari yargıda iptal davası, maddi hatalara karşı ise adli yargıda düzeltim davası açma hakkı. Ancak bu otuz günlük süre, kamulaştırma kararının kendisine (yani idarenin kamulaştırma yapma yetkisine, usulüne veya kamu yararı kararına) yönelik bir dava süresidir; kamulaştırma bedelinin miktarına ilişkin bir itiraz süresi değildir. Malik, kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğuna itiraz etmek istiyorsa bu otuz günlük süreyi, bedele itiraz etmek istiyorsa yukarıda açıklanan on günlük delil bildirim süresini ve duruşmadaki bilirkişi rapor itirazı imkânını takip etmelidir; bu iki süre birbirinin yerine geçmez.

Malik, otuz günlük süre içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açmış olsa dahi, bu durum bedel tespiti davasının durmasını gerektirmez; idari yargı süreci ile adli yargıdaki bedel tespiti süreci kural olarak paralel yürür ve idari yargı sürecinin sonucu, tescilin dayanağını etkileyebilir.

Bedel Kesinleştikten Sonra İstinaf ve Temyiz Yolu

2942 sayılı Kanunun 10. maddesinin sekizinci fıkrasına göre, mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden verilen tescil hükmü kesindir; ancak tarafların bedele ilişkin istinaf veya temyiz hakları saklıdır. Yani malik, mahkemece belirlenen bedelin düşük olduğunu düşünüyorsa, kararın kendisine tebliğinden itibaren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki genel istinaf ve temyiz sürelerine tabi olarak bu yollara başvurabilir; bu başvuru taşınmazın idare adına tescilini durdurmaz, yalnızca bedel üzerinde inceleme yapılmasını sağlar. İstinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen bedelin, malike peşin ödenen tutardan az olması hâlinde, aradaki fark malikten talep edilebilir; ancak idarenin ödeme tarihiyle bu talebin malike tebliğ edildiği tarih arasındaki süre için faiz istenemez.

Kaynakça

  • 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m. 10, 14.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 341 vd. (istinaf), m. 361 vd. (temyiz).

Sıkça Sorulan Sorular

Kamulaştırma bedeline itiraz için ayrı bir dava mı açılır?

Hayır; malik ayrı bir dava açmaz. Bedele ilişkin itirazlar, idarenin 2942 sayılı Kanunun 10. maddesine göre açtığı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası içinde, malik sıfatıyla ileri sürülür.

Bedele itiraz için süre nedir?

Malike yapılan tebligatta belirtildiği üzere, taşınmazın değerine ilişkin savunma ve deliller tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde mahkemeye yazılı olarak bildirilir; ayrıca bilirkişi raporu tebliğ edildikten sonra duruşmada rapora itiraz edilebilir.

Otuz günlük süre ile on günlük süre aynı şey midir?

Hayır; otuz günlük süre (m.14) kamulaştırma işleminin kendisine karşı idari yargıda iptal veya adli yargıda düzeltim davası açma süresidir. On günlük süre (m.10) ise bedele ilişkin delil ve savunmaların bildirilme süresidir; ikisi farklı amaçlara hizmet eder.

Malik duruşmaya katılmazsa ne olur?

2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca, mahkemenin davetine uymayan ilgililer bakımından işlemler yokluklarında yürütülür; bu nedenle duruşmayı takip etmemek malikin itiraz ve delil sunma imkânını fiilen zayıflatır.

Bedel kesinleştikten sonra itiraz etmek mümkün müdür?

Evet; tescil hükmü kesin olmakla birlikte, tarafların bedele ilişkin istinaf ve temyiz hakları saklıdır; bu yollar genel usul hükümlerindeki sürelere tabi olarak kullanılabilir.

İlgili Yazılar

Yazar Hakkında

Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay/Danıştay içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.

İletişim

Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir