İlamsız icra takibine borçlu tarafından itiraz edilmesi, takibi kendiliğinden durdurur. Bu noktada alacaklının önünde iki farklı hukuki yol bulunur: itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması talebi. Bu iki yol birbirine benzese de tabi oldukları usul, süre ve mahkeme bakımından önemli farklılıklar taşır; yanlış yolun seçilmesi hak kaybına yol açabilir.
İtirazın Kaldırılması: Belgeye Dayalı, Hızlı Yol
İİK m. 68 uyarınca, alacaklının elinde borçlunun imzasını taşıyan, borcu ikrar eden bir belge (senet) veya resmî dairelerin usulüne uygun düzenlediği bir makbuz/belge varsa, alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu, dar kapsamlı, belgeye dayalı ve nispeten hızlı sonuçlanan bir incelemedir; icra mahkemesi burada geniş bir yargılama yapmaz, sunulan belgenin İİK m. 68’de aranan nitelikte olup olmadığını inceler.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 16.06.2016 tarihli, 2016/5620 Esas ve 2016/7070 Karar sayılı kararında bu yolun usul hukukundaki yeri şöyle vurgulanmıştır: “İİK’nın 68. maddesi… alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.” Karar, bu talebin görevli mahkemesinin (icra mahkemesi) genel mahkemelerden farklı olduğunu ve tarafın itirazın kaldırılması yolunu seçmesi hâlinde itirazın iptali davası açmaya zorlanamayacağını da teyit etmektedir. (Yargıtay 20. HD., E. 2016/5620, K. 2016/7070, T. 16.06.2016)
İtirazın İptali: Genel Mahkemede, Daha Geniş Kapsamlı Dava
İİK m. 67 uyarınca alacaklı, elinde İİK m. 68 anlamında “kesin” bir belge olmasa dahi (veya olsa da tercih ederek), itirazın kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Bu, tam teşekküllü bir dava olup, tarafların tüm delilleri (tanık dahil) sunabildiği, alacağın esastan incelendiği bir yargılamadır.
Hangi Yol Ne Zaman Tercih Edilmelidir?
İtirazın kaldırılması yolu, elde güçlü bir belge varsa daha hızlı ve düşük maliyetli bir çözüm sunar; ancak inceleme kapsamı dar olduğundan, belge yetersiz kalırsa talep reddedilebilir ve bu ret, alacağın esastan reddi anlamına gelmez (alacaklı yeniden dava açabilir). İtirazın iptali davası ise daha kapsamlı bir yargılama imkânı sunar ancak süreç daha uzun sürebilir. Bu iki yol birbirinin alternatifi olup, alacaklı dosyanın niteliğine göre (elindeki delillerin gücüne göre) hangisini seçeceğine karar verir.
İcra İnkâr Tazminatı Ortak Bir Sonuçtur
Her iki yolda da, itirazın haksız bulunması hâlinde borçlu, alacağın (asgari) %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilebilir; bu, kötüniyetli itirazları caydırmayı amaçlayan bir yaptırımdır. Aynı şekilde, itirazında haksız çıkan alacaklı da (talebi kendisi reddedilirse) benzer bir tazminatla karşılaşabilir.
Kaynakça
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 67, 68.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/5620, K. 2016/7070, T. 16.06.2016 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).
Sıkça Sorulan Sorular
İki yola da aynı anda başvurabilir miyim?
Hayır; uygulamada alacaklı bu iki yoldan birini seçer. İtirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesine gidildiğinde, aynı konuda ayrıca itirazın iptali davası açılması usul ekonomisine aykırı kabul edilir.
İtirazın kaldırılması talebi reddedilirse itirazın iptali davası açabilir miyim?
Evet; itirazın kaldırılması talebinin usul veya belge yetersizliği nedeniyle reddedilmesi, alacağın esastan sona erdiği anlamına gelmez; alacaklı süresi içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir.
6 aylık ve 1 yıllık süreler kaçırılırsa ne olur?
Bu süreler kaçırılırsa, alacaklının aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapması mümkün olmaz; alacağını genel mahkemede açacağı bir eda davası ile talep etmesi gerekir.
İtirazın kaldırılması talebi hangi mahkemeye yapılır?
İcra mahkemesine yapılır; itirazın iptali davası ise genel yetkili (alacağın niteliğine göre asliye hukuk/ticaret gibi) mahkemede açılır.
İlgili Yazılar
Yazar Hakkında
Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
İletişim
Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın