Haksız bir icra takibiyle karşılaşan veya borçlu olmadığı bir alacak nedeniyle ödeme yapmak zorunda kalan kişilerin başvurabileceği iki önemli dava türü vardır: menfi tespit davası ve istirdat davası. Bu iki kavram birbiriyle yakından ilişkili olmakla birlikte, hangi aşamada hangisinin açılacağı sık karıştırılan bir konudur.
Menfi Tespit Davası Nedir?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca borçlu, bir borcu bulunmadığını ispat etmek amacıyla, icra takibinden önce, takip sırasında veya takipten sonra menfi tespit davası açabilir. Bu dava, genel hükümlere tabi bir hukuk davasıdır ve amacı, taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin gerçekte var olmadığının tespit edilmesidir. Menfi tespit davası herhangi bir süreye tabi değildir.
İstirdat Davası Nedir?
İstirdat davası ise, borçlunun bir borcu bulunmadığı hâlde, icra takibi baskısı altında veya ihtiyati tedbir alamamış olması nedeniyle bu borcu ödemek zorunda kaldığı durumlarda, ödediği paranın geri alınması için açtığı davadır. Kısacası, menfi tespit “borcum yok” derken, istirdat “borcum yoktu ama ödemek zorunda kaldım, parami geri istiyorum” der.
Kritik Nokta: Menfi Tespit Davası Kendiliğinden İstirdat Davasına Dönüşür
Uygulamada en sık karışıklığa yol açan konu, dava devam ederken borcun ödenmesi hâlidir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 08.07.2013 tarihli, 2013/6509 Esas ve 2013/12439 Karar sayılı kararında bu konu açıkça ortaya konmuştur: “Mahkemece İİK’nun 72. maddesi hükmü gereğince menfi tespit davasının devamı sırasında yapılan fazla ödeme varsa bu ödemenin, menfi tespit davası yasa gereği istirdata dönüştüğünden, istirdatına karar vermek suretiyle bir hüküm oluşturulması gerekir.” (Yargıtay 19. HD., E. 2013/6509, K. 2013/12439, T. 08.07.2013) Bu ilkeye göre, davacı ayrıca yeni bir dava açmasına veya talebini değiştirmesine gerek kalmaksızın, mahkeme bu dönüşümü kendiliğinden (re’sen) gözetmelidir.
Bu içtihadın pratik önemi büyüktür: menfi tespit davası açan bir kişi, dava sürerken (örneğin ihtiyati tedbir alamadığı için) icra baskısıyla ödeme yapmak zorunda kalırsa, davasının reddedilmesinden veya yeniden dava açması gerektiğinden endişe etmemelidir; talep kendiliğinden ödenen tutarın istirdatına dönüşür.
Menfi Tespit Davasında İhtiyati Tedbir Önemlidir
Menfi tespit davası açan borçlu, icra takibinin devam etmesini istemiyorsa, dava ile birlikte İİK m. 72 uyarınca ihtiyati tedbir (takibin durdurulması) talep edebilir. Tedbir alınmazsa, alacaklı takibe devam edebilir ve borçlu ödeme yapmak zorunda kalabilir; bu durumda -yukarıda açıklandığı gibi- dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür.
Kanıtlama Yükü Kimdedir?
Menfi tespit davalarında, dava konusu borcun varlığını ispat yükü kural olarak alacaklı (davalı) konumundaki tarafa aittir; zira borçlu “olumsuz bir vakıayı”, yani borcun yokluğunu ispatlamaya zorlanamaz. Ancak takipten sonra açılan menfi tespit davalarında ispat yükü dağılımı bazı özel durumlarda farklılık gösterebilir.
Kaynakça
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 72.
- Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/6509, K. 2013/12439, T. 08.07.2013 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).
Sıkça Sorulan Sorular
Menfi tespit davası icra takibini durdurur mu?
Kendiliğinden durdurmaz; takibin durması için mahkemeden ayrıca ihtiyati tedbir kararı alınması ve genellikle teminat yatırılması gerekir.
İstirdat davası için ayrı bir dava dilekçesi mi hazırlanmalıdır?
Hayır, eğer dava menfi tespit davası olarak açılmışsa ve yargılama sırasında borç ödenmişse, mahkeme talebi kendiliğinden istirdat davası olarak değerlendirir; yeni bir dava açmaya gerek yoktur.
İstirdat davasında zamanaşımı süresi var mıdır?
Evet; sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil hükümlerine dayalı istirdat taleplerinde genel zamanaşımı süreleri (örneğin 6098 sayılı TBK’daki 2/10 yıllık veya 10 yıllık süreler) uygulanabilir; somut olayın hukuki niteliğine göre değerlendirilmelidir.
Takipten önce menfi tespit davası açmanın avantajı nedir?
Takip başlamadan önce dava açılması, borçluya inisiyatifi ele alma ve olası bir icra takibinin doğuracağı itibar kaybı ile ek masraflardan kaçınma imkânı tanır.
İlgili Yazılar
- Üçüncü Kişinin İstihkak İddiası: Haczedilen Mal Aslında Bana Aitse Ne Yapmalıyım?
- İtirazın İptali Davası Nedir?
Yazar Hakkında
Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
İletişim
Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın