İşe iade davasını kazanmak, sürecin sonu değil, aksine yeni ve son derece kritik bir süreyi başlatan bir aşamadır. Kanunda öngörülen kısa başvuru süresi doğru şekilde yönetilmezse, davayı kazanan işçi, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gibi önemli haklarını kaybedebilir.
Yasal Süre: 10 İş Günü
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, işe iade kararı kesinleşen işçi, kararın kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Bu süre içinde başvuru yapılmazsa, işveren tarafından yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur; yani işçi, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretini talep edemez hâle gelir.
Sürenin Başlangıcı: “Kesinleşme” ve “Tebliğ” Ayrı Ayrı Gerçekleşmelidir
Uygulamada en sık hataya düşülen nokta, 10 günlük sürenin ne zaman başladığıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 07.10.2020 tarihli, 2016/25551 Esas ve 2020/11050 Karar sayılı kararında bu konu ayrıntılı biçimde açıklanmıştır: “Her şeyden önce işçinin işe başlamak için başvurusu için verilen kararın kesinleşmesi gerekir. Başlatılma için başvuru imkanı ancak kesinleşen kararın tebliği ile başlayacağından, işçinin bu tarihten önceki açıklaması kural olarak sonuç doğurmamalıdır… 10 günlük süre kesinleşmeden değil, kesinleşmiş kararın tebliğinden itibaren başlar. İşçinin kesinleşen kararı kendi olanakları ile öğrenmesi yetmediği gibi kesinleşme de yetmemekte, kesinleşen kararın tebliğ edilmesi gerekmektedir.” (Yargıtay 9. HD., E. 2016/25551, K. 2020/11050, T. 07.10.2020)
Bu içtihattan çıkan kritik sonuç şudur: karar Yargıtay’ca onanmış veya kesinleşmiş olsa dahi, işçiye (veya vekiline) usulüne uygun kesinleşme şerhli kararın resmen tebliğ edilmesi gerekir; işçinin durumu avukatından, karşı taraftan veya başka bir yoldan öğrenmiş olması, 10 günlük süreyi başlatmaya yetmez. Karar örneğinde, mahkemenin kesinleşme şerhi düzenlemesinden önce yapılan tebligatın yeterli sayılmaması nedeniyle, işçinin (gerçekte kararın kesinleşmesinden çok sonra yaptığı) başvurusu dahi süresinde kabul edilmiştir.
Erken Başvuru da Sorun Yaratabilir mi?
Karar kesinleşmeden yapılan başvurular da tartışmalıdır: Yargıtay’a göre, karar kesinleşmeden önce işçinin işe başvurması “kural olarak sonuç doğurmaz” ve bu durumda işverenin başlatma/başlatmama yükümlülüğü henüz doğmamıştır; işveren dilerse işçiyi erken başlatabilir, dilerse bekler. Bu nedenle işçinin, dürüstlük kuralı çerçevesinde samimi bir başvuru niyetiyle erken hareket etmesi kendi aleyhine yorumlanmasa da, güvenli yol her zaman kesinleşme şerhli kararın tebliğini beklemektir.
Başvuru Nasıl Yapılmalıdır?
İşçinin başvurusu yazılı ve ispatlanabilir olmalıdır (noter kanalıyla ihtarname önerilir). Yargıtay içtihadına göre işçinin bizzat başvurması şart değildir; vekili veya üyesi olduğu sendika aracılığıyla da başvuru yapılabilir. Başvuru samimi olmalı; işçinin gerçekte işe başlama niyeti olmadığı hâlde yalnızca tazminat haklarından yararlanmak için yaptığı başvuru, geçerli bir işe iade başvurusu sayılmaz.
Kaynakça
- 4857 sayılı İş Kanunu, m. 21.
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/25551, K. 2020/11050, T. 07.10.2020 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).
Sıkça Sorulan Sorular
10 günlük süreyi kaçırırsam hiçbir hakkım kalmaz mı?
Süre kaçırılırsa fesih geçerli hâle gelir; işçi işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini kaybeder, ancak koşulları oluşmuşsa kıdem ve ihbar tazminatı gibi feshe bağlı diğer haklarını talep edebilmeye devam edebilir.
Kesinleşme şerhi ne demektir, kim düzenler?
Kesinleşme şerhi, kararı veren mahkeme tarafından, kararın artık kesinleştiğini (istinaf/temyiz yollarının tükendiğini veya sürelerin geçtiğini) belgeleyen resmî bir ibaredir; bu şerhli kararın tebliği, 10 günlük sürenin başlangıcı için aranır.
İşveren başvuruma rağmen beni işe başlatmazsa ne olur?
İşveren, süresinde yapılan başvuru üzerine işçiyi 1 ay içinde işe başlatmak zorundadır; başlatmazsa 4-8 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ile en çok 4 aya kadar boşta geçen süre ücretini ödemekle yükümlü olur.
Tebligat postada gecikirse süre benim aleyhime mi işler?
Hayır; Yargıtay’a göre tebligatın postada gecikmesinden işçinin sorumlu tutulması mümkün değildir, süre gerçek tebliğ tarihinden itibaren hesaplanır.
İlgili Yazılar
Yazar Hakkında
Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
İletişim
Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın