Bir Türk vatandaşıyla evlenen yabancının, bu evlilik nedeniyle önce aile ikamet izni alması, ardından belirli şartları sağlaması hâlinde Türk vatandaşlığına başvurabilmesi mümkündür. Ancak evlenme, tek başına ve doğrudan vatandaşlık kazandırmaz; kanunda sayılan şartların gerçekten yaşanan bir aile birliği içinde karşılanması gerekir. Bu yazıda bu süreci Danıştay kararı ve 5901 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ele alıyoruz.
Evlilik Doğrudan Vatandaşlık Kazandırmaz
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun “Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması” başlıklı 16. maddesi uyarınca, bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar, Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde aile birliği içinde yaşama, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama ve millî güvenlik ile kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâlin bulunmaması şartları aranmaktadır.
Aile Birliği İçinde Yaşama Şartının Denetimi
Danıştay 10. Dairesi’nin 28.12.2020 tarihli, 2016/1315 Esas ve 2020/6961 Karar sayılı kararında, 5901 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan aile birliği içinde yaşama koşulunun, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 28. maddesi uyarınca eşlerle yapılan mülakatla araştırıldığı; somut olayda davacı ile Türk vatandaşı eşin, birbirlerini ve ailelerini tanımadıkları, aynı evi paylaşmadıkları ve evliliğin aile birliği içinde fiilen devam etmediği yönündeki mülakat tutanağı tespitleri sabit olduğundan, evlenme yoluyla vatandaşlık başvurusunun reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. (Danıştay 10. Dairesi, E. 2016/1315, K. 2020/6961, T. 28.12.2020)
Evlilik Amacıyla Alınan Aile İkamet İzninin Muvazaalı Evlilikte İptal Edilmesi
6458 sayılı Kanun’un 34. maddesi uyarınca Türk vatandaşının yabancı eşine aile ikamet izni verilebilmekle birlikte, idarenin yaptığı tahkikat sonucunda evliliğin yalnızca ikamet izni almak amacıyla yapılmış, formalite bir evlilik olduğu (aile birliğinin fiilen kurulmadığı) tespit edilirse, bu evliliğe dayalı ikamet izni talebi reddedilebilir veya mevcut izin iptal edilebilir. Danıştay içtihadında istikrarlı biçimde vurgulandığı üzere, evliliğin muvazaalı olup olmadığının nihai olarak tespiti adli yargı yerlerine ait olmakla birlikte, idarenin yaptığı somut tahkikat ve tutanaklara dayanarak ikamet izni bakımından ayrı bir idari değerlendirme yapabileceği kabul edilmektedir.
Kaynakça
- 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, m. 16.
- 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, m. 34.
- Danıştay 10. Dairesi, E. 2016/1315, K. 2020/6961, T. 28.12.2020 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).
Sıkça Sorulan Sorular
Türk vatandaşıyla evlenen bir yabancı otomatik olarak vatandaş olur mu?
Hayır; 5901 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca evlenme doğrudan vatandaşlık kazandırmaz, en az üç yıl süren ve devam eden bir evlilik ile kanunda sayılan şartların ayrıca sağlanması gerekir.
Vatandaşlık başvurusu için üç yıllık evlilik süresi nasıl hesaplanır?
Evlilik tarihinden başvuru tarihine kadar geçen ve kesintisiz devam eden süre esas alınır; başvuru sırasında evliliğin hâlâ devam ediyor olması gerekir.
Aile birliği içinde yaşamadığı tespit edilen bir başvuru reddedilir mi?
Evet; idarece yapılan mülakat ve tahkikat sonucunda eşlerin fiilen birlikte yaşamadığı tespit edilirse başvuru, evlilik birliği ile bağdaşmayacak faaliyette bulunmama/aile birliği şartının sağlanmadığı gerekçesiyle reddedilebilir.
Sadece ikamet izni almak amacıyla yapılan bir evlilik nasıl sonuç doğurur?
Böyle bir evlilik formalite/muvazaalı evlilik olarak değerlendirilebilir; buna dayalı aile ikamet izni talebi reddedilebilir veya mevcut izin iptal edilebilir.
İlgili Yazılar
- Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı (İstisnai Vatandaşlık) Hangi Şartlarla Kazanılır?
- İkamet İzni Başvurusunun Reddine Karşı Hangi Hukuki Yollara Başvurulabilir?
Yazar Hakkında
Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay/Danıştay içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
İletişim
Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın