Boşanma davasında davalı taraf, kendisine açılan davaya karşılık kendisi de boşanma talep etmek isteyebilir. Bu durumda başvurulacak yol karşı davadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 133’üncü maddesine göre karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır. Esasa cevap süresi ise HMK m. 127 uyarınca dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır; bu süre, davalının talebi üzerine bir defaya mahsus ve bir ayı geçmemek üzere uzatılabilir. Peki bu süre kaçırılırsa karşı dava hakkı tamamen kaybedilir mi? Bu yazıda kanundaki genel kural ile boşanma davalarına özgü Yargıtay uygulaması ele alınmaktadır.
Kanundaki Genel Kural: Süresinde Açılmayan Karşı Dava
HMK m. 133/2 açık bir kural içermektedir: “Süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde, mahkeme davaların ayrılmasına karar verir.” Yani kural olarak süresi geçtikten sonra açılan karşı dava reddedilmez; mahkeme bu talebi asıl davadan ayırarak ayrı bir dava olarak görülmesine karar verir. Bu durumda karşı dava, yeni bir esasa kaydedilerek kendi süreci içinde yürütülür.
Boşanma Davalarında Durum Farklı mı? Yargıtay Kararı
Boşanma davalarında ise Yargıtay, süresinde açılmayan karşı boşanma davası bakımından farklı bir yaklaşım benimsemiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06.05.2014 tarihli, 2013/26501 Esas, 2014/10422 Karar sayılı ilamında şu değerlendirme yapılmıştır:
“Davalı-karşı davacı kadın tarafından karşılık dava süresinde açılmamış ise de; delillerin değerlendirilmesi ve boşanmanın fer’i (eki) niteliğindeki talepler nazara alındığında kadının ve kocanın açtığı davaların birlikte görülmesindeki yarar açıktır. Davalı-karşı davacı kadının açtığı davanın ayrılmasına karar verilmesi hâlinde dahi, medeni yargılama hukukunun temel ilkelerinden olan ‘usul ekonomisi ilkesi’ gereği olarak; her iki davanın birleştirilmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; süresinde olmasa da harcı yatırılarak açılmış bulunan karşı boşanma davasının esasını incelemek ve karşı dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan hususlar gözetilmeden davalı-karşı davacı kadının, karşı boşanma davası ile ilgili olarak hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırıdır.”
Bu gerekçeyle Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını, süresinde açılmayan karşı boşanma davası hakkında hüküm kurmamış olması nedeniyle bozmuştur.
Kararın Gerekçesindeki İki Temel Unsur
- Boşanmanın fer’iliği: Nafaka, tazminat, velayet gibi taleplerin yanı sıra karşı boşanma talebi de esas itibarıyla aynı hukuki ilişkiden (evlilik birliğinin sona ermesi) kaynaklandığından, ayrı ayrı yargılanması usul ekonomisine aykırı sonuçlar doğurabilir.
- Usul ekonomisi ilkesi: Aynı taraflar arasında, aynı evlilik birliğine ilişkin olarak açılan iki ayrı boşanma davasının farklı dosyalarda, farklı zamanlarda görülmesi hem mahkemeler hem de taraflar açısından gereksiz zaman ve maliyet kaybına yol açar; davaların birlikte görülmesi, çelişkili kararlar verilmesinin de önüne geçer.
Pratik Sonuç: Karşı Dava Süresini Kaçıranlar İçin Ne Anlama Gelir?
Bu içtihat doğrultusunda, boşanma davasında karşı dava süresinde açılmamış olsa dahi, mahkemenin davayı otomatik olarak ayırıp reddetmesi beklenemez; mahkemenin karşı dava hakkında da bir karar (kabul veya ret) vermesi gerekir. Bununla birlikte bu durum, karşı davanın süresinde açılmasının öneminin ortadan kalktığı anlamına gelmez: süresinde açılan bir karşı dava, usule ilişkin tartışma ve olası bozma riskini baştan bertaraf eder. Ayrıca her somut olayda mahkemenin bu içtihada ne şekilde yaklaşacağı, dosyanın özelliklerine göre değişebilir.
Nafakanın artırılması davasına ilişkin ayrıntılı bilgi için “Nafakanın Artırılması Davası – TMK 331” yazımızı inceleyebilirsiniz.
“Velayetin Değiştirilmesi Davası” yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.
Avukat Onur AKÇINAR, Kırklareli
Tel: 0543 392 10 59
Avukat İrem KURBAN AKÇINAR, Kırklareli
Tel: 0552 359 39 77

Bir yanıt yazın