Alacaklısına borcunu ödemek istemeyen bir borçlunun, elindeki malları yakınlarına veya üçüncü kişilere devrederek haciz ve icra takibinden kaçırmaya çalıştığı durumlar sıkça yaşanır. Kanun, alacaklıyı bu tür kötü niyetli devirlere karşı tasarrufun iptali davası ile korur.
Tasarrufun İptali Davasının Amacı
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 18.01.2016 tarihli, 2016/240 Esas ve 2016/549 Karar sayılı kararı, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 277 ve devamında düzenlenen tasarrufun iptali davalarının amacını; borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı, aslında geçerli olan bazı tasarrufların, iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz bırakılması ve böylece o mal üzerinden cebri icraya devam edilerek alacağın tahsilinin sağlanması olarak açıklamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/240, K. 2016/549, T. 18.01.2016)
Davanın Açılabilmesi İçin Aranan Ön Koşullar
Aynı kararda, tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için dört ön koşulun birlikte gerçekleşmesi gerektiği vurgulanmıştır: davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında kesin veya geçici aciz belgesi (İİK m. 277) bulunması. Bu ön koşullar sağlanmadan davanın esasına girilemez.
İptale Tabi Tasarruf Türleri: İvazlar Arası Fark, Akrabalık, Mal Kaçırma Kastı
Ön koşullar sağlandıktan sonra, İİK m. 278, 279 ve 280’de sayılan iptal şartlarının araştırılması gerekir. m. 278 kapsamında, borçlunun aldığı şeyin değerine göre pek aşağı bir bedel kabul ettiği (bağışlama hükmünde sayılan) tasarruflar ile belirli akrabalık derecesindeki kişilerle yapılan işlemler iptale tabidir. m. 280 kapsamında ise, malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı ve karşı tarafın bu kastı bildiği veya bilmesi gerektiği işlemler iptal edilebilir. Yargıtay’a konu olayda, borçlu ile davalı arasındaki alacak-borç ilişkisi, aynı mahalle/sitede komşu olmaları gibi göstergeler, davalının borçlunun durumunu bilebilecek konumda olduğunun kabulüne gerekçe yapılmıştır.
Davanın Sonucu: Mal Alacaklıya mı Geçer?
Tasarrufun iptali davası kazanıldığında, dava konusu mal davacıya (alacaklıya) devredilmez; sadece o mal üzerinden, davacının alacağı ve fer’ileriyle sınırlı olmak kaydıyla, cebri icra yapılabilmesinin önü açılır. Yani iptal kararı, tasarrufu mutlak olarak geçersiz kılmaz, yalnızca alacaklıya karşı ileri sürülemez hâle getirir (nispi butlan).
Kaynakça
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 277, 278, 279, 280, 284.
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/240, K. 2016/549, T. 18.01.2016 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).
Sıkça Sorulan Sorular
Tasarrufun iptali davası kimlere karşı açılabilir?
Borçlunun malını devrettiği kişiye (örneğin alıcıya) karşı açılır; malın elden ele geçtiği durumlarda sonraki iktisap edenler de davaya dahil edilebilir.
Aciz belgesi olmadan tasarrufun iptali davası açılabilir mi?
Hayır; kesin veya en azından geçici aciz belgesi (İİK m. 105 anlamında haciz tutanağı gibi) niteliğindeki bir belge, davanın ön koşullarından biridir.
Aile bireyleri arasındaki satışlar otomatik olarak iptale mi tabidir?
Otomatik değildir; ancak İİK m. 278’de sayılan akrabalık derecesindeki satışlarda, bedel dengesizliği de varsa iptal karinesi güçlenir ve ispat yükü tersine dönebilir.
Dava süresi ne kadardır?
İİK m. 284 uyarınca tasarrufun iptali davası, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır.
İlgili Yazılar
- İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İcra Takibi ve İtiraz Yolları
- İflas Yoluyla Takip Nedir? Nasıl Yapılır?
Yazar Hakkında
Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
İletişim
Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın