Müteselsil Kefil Kimdir? Sorumluluğu Ne Kadardır?

Kredi sözleşmelerinde ve ticari ilişkilerde sıkça karşımıza çıkan “müteselsil kefil” ibaresi, imza atan kişiye ağır bir sorumluluk yükler. Ancak bu sorumluluğun doğması, kanunun aradığı katı şekil şartlarına uyulmasına bağlıdır.

Kefalet ve Müteselsil Kefalet Nedir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 581 uyarınca kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. TBK m. 586’ya göre ise, kefil müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girmişse, alacaklı; borçluyu takip etmeden veya rehni paraya çevirmeden doğrudan kefili takip edebilir — ancak bunun için borçlunun temerrüde düşmüş, ihtarın sonuçsuz kalmış veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.

Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları: TBK m. 583

TBK m. 583, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için çok sıkı şekil şartları öngörür: sözleşme yazılı yapılmalı, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi belirtilmeli; kefilin müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 01.04.2026 tarihli, 2025/830 Esas ve 2026/272 Karar sayılı kararında, bu şekil şartlarını taşımayan bir kefalet sözleşmesinin (azami miktar, kefalet tarihi ve el yazısı ibaresi eksik olduğu için) geçersiz sayıldığı ve davalı kefilin sorumlu tutulamayacağına hükmedildiği görülmektedir. (İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/830, K. 2026/272, T. 01.04.2026)

Geçerli Bir Kefalette Alacaklının Doğrudan Takip Hakkı

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06.06.2023 tarihli, 2020/623 Esas ve 2023/542 Karar sayılı kararı, şekil şartlarına uygun olarak kurulmuş bir müteselsil kefalette, alacaklının TBK m. 589 uyarınca kefilden, azami miktarla sınırlı olmak kaydıyla; asıl borç, borçlunun kusur/temerrüdünün yasal sonuçları, takip ve dava masrafları ile işlemiş faizlerden sorumlu tutulabileceğini teyit etmektedir. Kararda, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazısıyla belirttiği, dolayısıyla TBK m. 583’teki şekil şartlarına uygun bir kefalet sözleşmesi bulunduğu tespit edilerek, kefilin borçtan borçlu derecesinde sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. (İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/623, K. 2023/542, T. 06.06.2023)

Kefalet Sözleşmesi Ne Zaman Şekil Şartı Nedeniyle Geçersiz Sayılır?

Yukarıdaki iki karar birlikte değerlendirildiğinde, uygulamada en sık karşılaşılan geçersizlik sebebinin; kefilin azami sorumluluk miktarını, kefalet tarihini veya müteselsil kefil sıfatını kendi el yazısıyla belirtmemiş olması olduğu görülür. Matbu/bilgisayarla doldurulmuş bir kefalet metninde sadece imzanın bulunması, TBK m. 583’ün aradığı şekil şartını karşılamaz; bu eksiklik, mahkemece re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır.

Kaynakça

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 581, 583, 586, 589.
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/830, K. 2026/272, T. 01.04.2026 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/623, K. 2023/542, T. 06.06.2023 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).

Sıkça Sorulan Sorular

Müteselsil kefil ile adi kefil arasındaki fark nedir?

Adi kefilde alacaklı önce asıl borçluyu takip etmek zorundadır; müteselsil kefilde ise belirli şartlar altında (temerrüt, ihtarın sonuçsuz kalması) alacaklı doğrudan kefile başvurabilir.

El yazısı şartı olmadan imzalanan kefalet sözleşmesi geçerli midir?

Hayır; TBK m. 583 uyarınca azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatının kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi geçerlilik şartıdır, eksiklik hâlinde sözleşme geçersiz sayılır.

Kefilin sorumluluğunun bir sınırı var mıdır?

Evet; TBK m. 589 uyarınca kefil, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktarla sınırlı olarak sorumludur, bu miktarı aşan bir borçtan sorumlu tutulamaz.

Kefalet sözleşmesindeki şekil eksikliğini kim ileri sürebilir?

Kefilin kendisi ileri sürebileceği gibi, kanunun aradığı geçerlilik şartı olduğundan mahkeme de bu eksikliği kendiliğinden (re’sen) gözetmek zorundadır.

İlgili Yazılar

Yazar Hakkında

Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.

İletişim

Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir