Ortaklığın Giderilmesi Davasında Bilirkişi Raporunun Önemi

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Bilirkişi Raporunun Önemi

Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu), birden fazla kişinin paydaş olduğu taşınır veya taşınmaz malların birlikte kullanılamaması ya da paylaşımın mümkün olmaması durumunda başvurulan hukuki bir yoldur. Bu davalarda mahkeme, ortaklığın hangi yöntemle sonlandırılacağına karar verirken teknik konularda bilirkişilerin görüşüne başvurur. Bilirkişi raporunun önemi de burada ortaya çıkar, ortaklığın giderilmesi dosyasında çoğu zaman kararın temel dayanağını oluşturduğundan büyük önem taşır.

Bilirkişi Raporu Neden Bu Kadar Önemlidir?

Ortaklığın giderilmesi davalarında taşınmazın niteliği, kullanım şekli, değerinin belirlenmesi, aynen taksimin mümkün olup olmadığı gibi konular genellikle uzmanlık gerektirir. Bu nedenle mahkemeler:

  • Taşınmazın aynen taksime elverişli olup olmadığını,
  • Taksim mümkün değilse satış şeklinin ne olması gerektiğini,
  • Rayiç değerini,
  • Gerekiyorsa imar durumunu

bilirkişi incelemesiyle netleştirir.

Bu rapor, hâkimin vereceği kararı doğrudan etkilediği için davanın kaderini belirleyen en kritik delillerden biridir. Taraflar, bilirkişi raporuna itiraz ederek eksik veya hatalı değerlendirmelerin düzeltilmesini sağlayabilir. Bilirkişi raporunun önemi konusunda yargıtay’ın

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2011/12929 E., 2012/1024 K. sayılı kararında da:

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ortaklığın giderilmesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava bir adet taşınmaz üzerindeki ortaklığın aynen taksim veya satış yolu ile giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın ortaklığının aynen taksim yolu ile giderilmesinin mümkün olduğu gerekçesi ile ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ile imar mevzuatına göre aynen bölüşmenin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Davada paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz (taksim) projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz Belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde ise Belediye Encümeninden karar alınmak suretiyle belediyeden, Belediye dışında ise İl İdare Kurulundan İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulur. İfraz projesinde kimlere nerelerin verileceği konusunda paydaşlar anlaşamazlar ise hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir.
Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde ise talep varsa paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.
Olayımıza gelince; Dava konusu ortaklığın giderilmesi istenen 165 ada 2 parsel sayılı taşınmaz tapuda arsa niteliğinde kayıtlı olup, belediye sınırları kapsamında kaldığı, mahkemece yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen fen memuru bilirkişi raporunda ise taşınmazın aynen bölünmesinin mümkün olduğu belirtilmesine ve taksim projesi düzenlenmesine rağmen, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen taksim projesi ile ilgili olarak Belediye Encümeninden onay alınmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, taksim projesine göre Belediye Encümeninden onay alınmak suretiyle İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre taksimin mümkün olup olmadığı hususu tespit edilmeksizin aynen taksimin mümkün olduğuna dair bilirkişi raporu ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.1.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Miras hukukuna ilişkin diğer yazılarımızı okumak için buraya tıklayınız.

Avukat Onur AKÇINAR – Kırklareli

Tel: 0543 392 10 59

Avukat İrem KURBAN AKÇINAR – Kırklareli

Tel: 0552 359 39 77


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir