Sahte banka çalışanı aramaları, kısa mesajla gönderilen kötü amaçlı bağlantılar (phishing/oltalama) veya sosyal mühendislik yöntemleriyle hesap bilgilerinin ele geçirilmesi sonucu banka hesabından habersizce para çekilmesi, günümüzde giderek yaygınlaşan bir mağduriyet türüdür. Bu durumda mağdurun aklına gelen ilk soru, bankanın bu zarardan sorumlu tutulup tutulamayacağıdır.
Bankaların Güven Kurumu Niteliği ve İade Yükümlülüğü
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi (mülga 4389 sayılı Kanun’un 10/4. maddesiyle de paralel), bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belirlenen vadede iade etmekle yükümlü olduğunu düzenler. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin 26.06.2026 tarihli, 2025/306 Esas ve 2026/1250 Karar sayılı güncel istinaf kararı, bu yükümlülüğün phishing/dolandırıcılık mağdurları için ne anlama geldiğini açık biçimde ortaya koymaktadır: “Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Davalı banka, hesabı aynen davacıya iade etmekle yükümlüdür. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalıdadır.” (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/306, K. 2026/1250, T. 26.06.2026)
İspat Yükü Neden Bankadadır? Objektif Özen Yükümlülüğü
Karar, bu ilkenin dayanağını şöyle açıklamaktadır: internet/mobil bankacılık sistemini kurup hizmete sunan banka, mudinin kastını, kötüniyetini veya suç sayılan bir eylemini kanıtlayamadığı sürece, kendisine emanet edilen paradan güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Bu sorumluluk bir tür sebep sorumluluğu (olağan sebep sorumluluğu) niteliğindedir; banka, gerekli özeni göstermiş olsa dahi zararın yine de gerçekleşeceğini ispat edebilirse ancak o zaman sorumluluktan kurtulabilir. Somut olayda mahkeme, davalı bankanın “yeni cihaz aktivasyonu sonrasında daha önce işlem yapılmamış hesaplara yüksek tutarda para transferi yapılması” gibi riskli işlemlerin takibi ve teyidi konusunda gerekli güvenlik kontrollerini tesis etmediğini tespit ederek, banka ile mağdur arasında kusur paylaştırması yapmıştır (somut olayda %75 banka – %25 mağdur kusuru olarak).
Mağdurun Kusuru Sorumluluğu Tamamen Ortadan Kaldırır mı?
Hayır. Kararın da işaret ettiği üzere, mağdurun (örneğin şifre/doğrulama kodunu paylaşması gibi) bir ölçüde dikkatsizliği bulunsa dahi, bu durum bankanın objektif özen yükümlülüğünü (dolandırıcılık yöntemlerine karşı önleyici altyapı kurma, riskli işlemleri teyit etme gibi) tamamen ortadan kaldırmaz; iki tarafın kusuru oranlanarak bir paylaştırma yapılır. Bankaların bu alandaki sorumluluğunun ağırlığı, yerleşik içtihatta “bankalar en hafif kusurlarından bile sorumludur” ilkesiyle de sıkça vurgulanmaktadır.
Zararın Tazmini İçin İzlenecek Yol
Mağdur, öncelikle olayı bankaya ve ilgili banka şubesine bildirmeli, ardından savcılığa suç duyurusunda bulunmalıdır. Banka, iç itirazı reddederse veya makul sürede olumlu yanıt vermezse, mağdur ticaret mahkemesinde bankaya karşı tazminat (alacak) davası açabilir. Bu davalarda genellikle bilirkişi incelemesiyle bankanın güvenlik önlemlerinin yeterliliği ve tarafların kusur oranı belirlenir.
Kaynakça
- 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, m. 61.
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/306, K. 2026/1250, T. 26.06.2026 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).
Sıkça Sorulan Sorular
Şifremi veya doğrulama kodumu ben paylaştıysam bankadan hiçbir şey alamaz mıyım?
Böyle bir durumda mağdurun kusuru değerlendirmeye alınır ve tazminat bu kusur oranında azaltılabilir; ancak bankanın da güvenlik önlemlerindeki eksiklikleri varsa, banka yine de kısmen sorumlu tutulabilir.
Dava açmadan önce mutlaka savcılığa şikayette bulunmalı mıyım?
Zorunlu olmasa da, ceza soruşturması dosyasındaki tespitler (failin kimliği, olay örgüsü gibi) hukuk davasında da güçlü bir delil oluşturabileceğinden önerilir.
Banka parayı 3. bir kişinin hesabına aktardıysa ve o kişi tespit edilirse ne olur?
Banka, davanın o kişiye ihbar edilmesini talep edebilir; bu, bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ancak rücu hakkını saklı tutar.
Dava açmak için ne kadar süre var?
Haksız fiil ve sözleşmeye dayalı tazminat taleplerinde genel zamanaşımı süreleri uygulanır; gecikmeden hukuki sürecin başlatılması önerilir.
İlgili Yazılar
- Kişilik Haklarına Saldırı Nedeniyle Manevi Tazminat Davası
- Kişisel Verilerin İzinsiz Paylaşılması Halinde Manevi Tazminat Davası
Yazar Hakkında
Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
İletişim
Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın