İş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarının en kritik aşaması, kazanın oluşumunda işverenin ve işçinin kaçta kaç oranında kusurlu olduğunun belirlenmesidir. Kusur oranı, hem hesaplanacak maddi tazminatın miktarını hem de manevi tazminatın takdirini doğrudan etkiler.
İşverenin Kusursuz Sorumluluğu Değil, Kusura Dayalı Sorumluluğu
İş kazası tazminat davalarında işverenin sorumluluğu, iş sözleşmesinden doğan işçiyi gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İşveren, işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği için gerekli tüm tedbirleri almak, araç ve gereçleri eksiksiz bulundurmakla yükümlüdür; bu yükümlülüğün ihlali kusur oluşturur.
Kusur Oranı Nasıl Tespit Edilir?
Kusur oranının belirlenmesi, hâkimlik mesleğinin genel hukuki bilgisiyle çözülemeyecek, iş güvenliği alanında özel ve teknik bilgi gerektiren bir konudur. Bu nedenle mahkemeler, konusunda uzman (iş güvenliği mühendisi vb.) bilirkişilerden oluşan heyetlerden kusur raporu alır. Bilirkişi heyeti; işyerinde alınması gereken önlemlerin neler olduğunu, işverenin hangi önlemleri aldığını/almadığını ve işçinin alınan önlemlere uyup uymadığını ayrı ayrı inceleyerek kusuru işveren, işçi ve varsa üçüncü kişiler arasında yüzde olarak paylaştırır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2019 tarihli, 2018/1912 Esas ve 2019/1340 Karar sayılı kararında bu ilke şöyle vurgulanmıştır: “Kusurun aidiyeti ve oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi gerekir… kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır.” Karar, bu ilkenin dayanağı olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 tarihli, 2004/21-365 Esas, 2004/369 Karar sayılı kararına da atıf yapmaktadır. (Yargıtay 21. HD., E. 2018/1912, K. 2019/1340, T. 25.02.2019)
Çelişkili Bilirkişi Raporları Ne Olur?
Uygulamada aynı olaya ilişkin farklı bilirkişi heyetlerinin birbirinden çok farklı kusur oranları tespit ettiği görülebilir. Yargıtay, bu tür çelişkilerin giderilmeden hükme esas alınmasını hatalı bulmakta; mahkemenin, çelişkiyi gideren, denetime elverişli ve olayın oluşuna uygun yeni bir rapor aldırmasını aramaktadır.
İşçinin Kendi Kusuru Tazminatı Nasıl Etkiler?
İşçinin kendi kusuru bulunması, tazminatın tamamen reddi anlamına gelmez; ancak maddi tazminatta işçinin kusuru oranında bir indirim yapılır. Manevi tazminat miktarının takdirinde de tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınan kriterlerden biridir.
Kaynakça
- 4857 sayılı İş Kanunu, m. 77 (mülga, ilke niteliğinde atıf).
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2018/1912, K. 2019/1340, T. 25.02.2019 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2004/21-365, K. 2004/369, T. 16.06.2004.
Sıkça Sorulan Sorular
İş kazasında işveren hiç kusursuzsa tazminat ödemek zorunda mıdır?
İşverenin kusuru bilirkişi incelemesiyle gerçekten sıfır olarak tespit edilirse, kusura dayalı maddi/manevi tazminat sorumluluğu doğmaz; ancak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlanan iş kazası sigortası hakları (geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri vb.) kusurdan bağımsız olarak yine de işler.
Kusur raporuna itiraz edilebilir mi?
Evet; taraflar, raporun oluşa uygun olmadığını, eksik incelendiğini veya çelişki içerdiğini ileri sürerek itiraz edebilir ve mahkemeden yeni bir bilirkişi incelemesi talep edebilir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinde kusur nasıl paylaştırılır?
Alt işverenin işçisi bir iş kazası geçirirse, asıl işveren ile alt işveren kanundan doğan yükümlülüklerden müteselsilen (birlikte) sorumludur; bilirkişi incelemesinde her iki işverenin ayrı ayrı kusur oranı da belirlenir.
Kusur oranı SGK’nın rücu davasını da etkiler mi?
Evet; SGK, sigortalıya bağladığı gelir ve yaptığı ödemeler nedeniyle işverene karşı açtığı rücu davasında da aynı şekilde kusur oranının tespitine ihtiyaç duyar ve genellikle aynı ilkeler uygulanır.

Bir yanıt yazın