Ortaklığın giderilmesi davasında vasiye tebligat

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Kısıtlıya (Vasiye) Tebligat Zorunluluğu

Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarında taraflardan birinin kısıtlı (vesayet altında) olması hâlinde, davaya ilişkin tebligatların doğru muhataba yapılması davanın usulüne uygun yürütülmesi açısından kritik önem taşır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 14’üncü maddesi uyarınca ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti bulunmamaktadır; bu kişiler hukuki işlemlerinde kanuni temsilcileri (vasi veya kayyım) aracılığıyla temsil edilir. Aşağıdaki Yargıtay kararında, ortaklığın giderilmesi davasında kısıtlı bir tarafa doğrudan tebligat yapılmasının, TMK m. 448 ve Tebligat Kanunu m. 11/2 hükümlerine aykırılık teşkil ettiği ve bu durumun tek başına bozma sebebi olduğu ortaya konulmaktadır. Aynı ilke, kayyım atanmış kişiler bakımından da geçerlidir; kayyıma tebligat yapılması gereken hâllerde doğrudan ilgiliye tebligat yapılması usul hatası oluşturur.

Yargıtay Kararı

(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/4096 E., 2012/6334 K.

MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ortaklığın giderilmesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılardan … tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava iki adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece taşınmazların satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 14’üncü maddesinde, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetlerinin bulunmadığı belirtilmiştir. Kısıtlıyı vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasisi temsil eder. Öte yandan kanuni temsilcisi bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat usulü de Tebligat Kanunu’nun 11/2. maddesinde açıklanmıştır.

Olayımızda, taşınmazlarda miras hissesi bulunan davalı … oğlu …, akıl hastalığı nedeniyle … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1998/949 esas 1998/1024 sayılı kararı ile kısıtlanmış ve kendisine … oğlu … vasi tayin edilmiştir. TMK’nın 448. maddesi hükmüne göre kısıtlı, tüm hukuki işlemlerinde vasisi tarafından temsil edilmesi zorunlu olup, duruşma davetiyesinin kısıtlıyı temsilen vasisine tebliğ edilmesi gerekir.

Mahkemece bu usule uyulmadan doğrudan kısıtlıya tebligat yapılmak suretiyle karar verilmesi hatalı olup hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK’nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kararın Ortaklığın Giderilmesi Davaları Bakımından Önemi

Ortaklığın giderilmesi davaları genellikle birden fazla paydaşı ilgilendirdiğinden, paydaşlardan birinin kısıtlı, küçük veya kayyım atanmış olması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu kararda da görüldüğü gibi, kısıtlı bir paydaşa doğrudan tebligat yapılması – kısıtlının kendisi tebligatı fiilen almış olsa dahi – usule aykırıdır ve tek başına bozma nedenidir. Bunun temel nedeni, fiil ehliyeti bulunmayan kişinin yapılan tebligatın hukuki sonuçlarını değerlendirebilecek durumda kabul edilmemesidir; bu kişiler adına hukuki süreci takip etme yetkisi kanuni temsilcilerine aittir.

Uygulamada bu usul hatası, davanın yıllar sürmüş olmasına rağmen bozularak yeniden görülmesine yol açabilmekte, bu da taraflar için ek zaman ve masraf kaybı anlamına gelmektedir. Bu nedenle ortaklığın giderilmesi davası açılırken veya davaya taraf olunurken, paydaşlar arasında kısıtlı, küçük veya vesayet/kayyımlık altında bulunan kişi olup olmadığının, varsa kanuni temsilcisinin kim olduğunun tespit edilmesi ve tebligatların bu kişiye yapılmasının sağlanması önem taşımaktadır.


Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasının genel esasları hakkında ayrıntılı bilgi için “Ortaklığın giderilmesi – izale-i şuyu davası nedir?” yazımızı, bilirkişi raporunun sürece etkisi için ise “Ortaklığın Giderilmesi Davasında Bilirkişi Raporunun Önemi” yazımızı inceleyebilirsiniz.

Avukat Onur AKÇINAR – Kırklareli

Telefon: 0543 392 10 59

Avukat İrem Kurban AKÇINAR – Kırklareli

Telefon: 0552 359 39 77


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir