Sağlık hizmeti sunumu sırasında hastaya zarar verilmesi hâlinde, öncelikle sorulması gereken soru, ortaya çıkan zararın önlenemez bir komplikasyon mu, yoksa hekimin kusurundan kaynaklanan bir malpraktis (tıbbi uygulama hatası) mı olduğudur. Bu yazıda malpraktis kavramı, komplikasyondan farkı ve hekimin hukuki ile cezai sorumluluğunun genel çerçevesi başlıklar hâlinde ele alınmaktadır.
Malpraktis (Doktor Hatası) Nedir?
Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nda da yer alan tanıma göre malpraktis, hekimin bilgisizliği, deneyimsizliği veya ilgisizliği nedeniyle hastanın zarar görmesidir. Malpraktis; gerekli olan bir tıbbi işlemin hiç yapılmaması, yapılmaması gereken bir işlemin yapılması veya doğru işlemin yanlış biçimde uygulanması şeklinde ortaya çıkabilir.
Komplikasyon ile Malpraktis Arasındaki Fark
Tıbbi standartlara ve mesleki özen yükümlülüğüne tam olarak uyulmasına rağmen ortaya çıkan, önceden öngörülebilir ancak önlenemeyen istenmeyen sonuçlar komplikasyon olarak nitelendirilir ve kural olarak hekimin hukuki sorumluluğunu doğurmaz. Buna karşılık, tıbbi standarttan sapma sonucu ortaya çıkan zarar malpraktis olarak değerlendirilir ve hekimin sorumluluğuna yol açar. Bu ayrımın somut olayda doğru yapılabilmesi için çoğunlukla Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastaneleri bünyesindeki bilirkişi kurullarından rapor alınması gerekir.
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Niteliği
Hasta ile özel hastane veya hekim arasındaki ilişki, kural olarak Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerine göre bir vekalet ilişkisi olarak nitelendirilir. TBK m. 506’ya göre vekil, üstlendiği iş ve hizmetleri vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür; özen borcundan doğan sorumluluğun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır. Kamu hastanelerinde görevli hekimlerin işlemlerinden doğan zararlarda ise, Anayasa m. 129/5 uyarınca doğrudan hekime değil, ilgili idareye karşı idari yargıda tam yargı davası açılması gerekir.
Hekimin “En Hafif Kusurdan Sorumlu Olması” İlkesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2026 tarihli, 2025/2230 Esas ve 2026/2944 Karar sayılı güncel kararında da vurgulandığı üzere, mesleki iş gören vekil sıfatıyla hareket eden hekim özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. Bu nedenle doktorun ve hastanenin meslek alanı içinde kalan tüm kusurları, hafif dahi olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmektedir. Bu ilke, hekimlik mesleğinin hasta sağlığı ve yaşamı üzerindeki doğrudan etkisi nedeniyle diğer vekalet ilişkilerine kıyasla daha ağırlaştırılmış bir özen yükümlülüğü getirmektedir.
Hekimin Cezai Sorumluluğu
Hekimin tıbbi müdahalesi sonucunda hastanın ölmesi veya yaralanması hâlinde, kusurun niteliğine göre Türk Ceza Kanunu’nun taksirle öldürme (m. 85) veya taksirle yaralama (m. 89) hükümleri gündeme gelebilir. Ceza sorumluluğunun doğması için hekimin kastının değil, gerekli özen ve dikkati göstermemesi anlamına gelen taksirinin bulunması yeterlidir. Hukuki sorumluluk ile cezai sorumluluk birbirinden bağımsız olarak değerlendirilir; bir olayda hekim hakkında ceza davası açılmamış veya beraat kararı verilmiş olması, hukuk mahkemesinde tazminat sorumluluğunun doğmasına engel değildir.
Doktrinde Malpraktis
Doktrinde malpraktis kavramı ve hekimin hukuki-cezai sorumluluğu kapsamlı biçimde incelenmiştir. Ulaş Can Değdaş’ın Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan çalışmasında, malpraktisin tanımı, tıbbi standarda uyulmasının hekimi komplikasyonlardan nasıl koruduğu ve hekimin kusur derecesine göre sorumluluğun nasıl belirlendiği ayrıntılı olarak ele alınmaktadır (Değdaş, U. C., “Hatalı Tıbbi Uygulamadan (Malpraktis) Doğan Hukuki ve Cezai Sorumluluk”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2018).
Sonuç
Malpraktis, tıbbi standarttan sapma sonucu hastaya zarar verilmesi hâlini ifade eden, hem hukuki hem cezai sonuçlar doğurabilen bir kavramdır. Somut bir olayda yaşanan zararın komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğu, hekimin kusur derecesi ve buna bağlı sorumluluğun kapsamı, bilirkişi incelemesi ve güncel Yargıtay içtihadı esas alınarak ayrıca değerlendirilmesi gereken teknik meselelerdir.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 502, 506.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 85, 89.
- Anayasa, m. 129/5.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2230, K. 2026/2944, T. 11.05.2026.
- DEĞDAŞ, Ulaş Can: “Hatalı Tıbbi Uygulamadan (Malpraktis) Doğan Hukuki ve Cezai Sorumluluk”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2018.

Bir yanıt yazın