Uluslararası koruma başvurusunda bulunan veya geri gönderme merkezlerinde idari gözetim altında tutulan sığınmacıların sağlık hizmetlerine erişememesi, hem kanuni haklarının hem de kötü muamele yasağı kapsamındaki güvencelerinin ihlaline yol açabilmektedir. Bu yazıda, sığınmacıların sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkının yasal çerçevesini ve bu hakkın ihlal edildiği durumlarda başvurulabilecek hukuki yolları ele alıyoruz.
Sığınmacıların Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Yasal Çerçevesi
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 89. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca, herhangi bir sağlık güvencesi olmayan ve ödeme gücü bulunmayan uluslararası koruma başvuru sahipleri ve statü sahipleri, uluslararası koruma başvuru kaydından itibaren bir yıl süreyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerine tabidir; özel ihtiyaç sahipleri için bu bir yıllık süre sınırı aranmaz. Bu kapsamdaki kişilerin genel sağlık sigortası primleri Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinden karşılanır.
5510 sayılı Kanun’un 60. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin 2 numaralı alt bendi de, uluslararası koruma başvurusu veya statüsü sahibi ve vatansız olarak tanınan kişileri genel sağlık sigortalısı sayılanlar arasında açıkça saymaktadır. Geri gönderme merkezlerinde idari gözetim altında tutulan yabancılar bakımından ise, 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesi kapsamında devletin, gözetim altındaki kişilere gerekli sağlık hizmetini sunma yükümlülüğü, Anayasa’nın 17. maddesindeki kötü muamele yasağının bir gereği olarak ayrıca ortaya çıkmaktadır.
Devletin Kötü Muamele Yasağı Kapsamındaki Pozitif Yükümlülüğü: Abdulkerim Mavvas Kararı
AYM Birinci Bölümünün 30.07.2025 tarihli, 2020/33319 başvuru numaralı Abdulkerim Mavvas kararında, geri gönderme merkezinde tutulan bir başvurucunun sağlık hizmetlerine erişememe iddiası ayrıca incelenmiştir. Kararda, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin hasta olmaları durumunda devletin, kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbi yardımı sağlama yükümlülüğü bulunduğu; bu yükümlülüğün hiç veya gerektiği gibi yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü bakımından tehlike arz eden acil bir duruma ya da ağır veya uzun süreli bir acı çekmesine sebebiyet verilmesi hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının (kötü muamele yasağı) ihlal edilmiş sayılacağı vurgulanmıştır. (AYM Birinci Bölüm, Abdulkerim Mavvas, B. No: 2020/33319, T. 30.07.2025)
Sağlık Hakkı İhlali İddiasının İspatı: Hangi Bilgi ve Belgeler Sunulmalı?
Aynı kararda AYM, başvurucunun fıtık ameliyatı sonrası rutin kontrollerinin yapılmadığı iddiasını yeterince somutlaştıramadığı gerekçesiyle bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez bulmuştur; zira başvurucu hangi tarihte ameliyat olduğunu, hangi geri gönderme merkezinde kontrollerin yapılmadığını, talebini ne zaman ve ne şekilde ilettiğini ve yetkililerin bu talebe ne yanıt verdiğini açıklamamış, iddiasını destekleyecek somut bilgi ve belge sunmamıştır. Bu içtihat, sağlık hakkı ihlali iddiasının AYM veya idare mahkemeleri önünde başarıyla ileri sürülebilmesi için tarih, yer, talep ve yanıt bilgilerinin ayrıntılı biçimde ortaya konulmasının, aynı zamanda mümkünse sağlık kayıtları ve dilekçe örneklerinin dosyaya sunulmasının önemini göstermektedir.
Başvuru Yolları: SGK’ya İtiraz, İdare Mahkemesinde Dava, AYM Bireysel Başvurusu
Sağlık hizmetinden yararlandırılmama hâlinde izlenebilecek yollar, ihlalin kaynağına göre değişir. Genel sağlık sigortası kaydının veya sağlık hizmeti talebinin Sosyal Güvenlik Kurumunca reddedilmesi hâlinde, öncelikle Kurum nezdinde itiraz yoluna başvurulabilir; bu talebin reddi hâlinde işlemin iptali için iş mahkemelerinde dava açılabilir. Geri gönderme merkezindeki sağlık hizmetine erişim sorunlarında ise, öncelikle idareye (Göç İdaresi Başkanlığı) yazılı başvuru yapılması, talep ve yanıtların belgelenmesi, sonuç alınamaması hâlinde ise idari yargıda dava açılması veya -olağan kanun yollarının tüketilmesi kaydıyla- AYM’ye bireysel başvuruda bulunulması mümkündür. Sağlık hakkı ihlalinin kötü muamele yasağı düzeyine ulaştığı ağır olaylarda, AYM’nin yeniden yargılama veya tazminata hükmetme yetkisi de bulunmaktadır.
Kaynakça
- 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, m. 57, 89.
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 60.
- AYM Birinci Bölüm, Abdulkerim Mavvas, B. No: 2020/33319, T. 30.07.2025 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).
Sıkça Sorulan Sorular
Sığınmacılar Türkiye’de genel sağlık sigortasından otomatik olarak yararlanır mı?
Herhangi bir sağlık güvencesi ve ödeme gücü bulunmayan uluslararası koruma başvuru sahipleri, YUKK m.89 uyarınca başvuru kaydından itibaren bir yıl süreyle genel sağlık sigortası kapsamına girer; primleri Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinden karşılanır.
Geri gönderme merkezinde sağlık hizmetine erişilemezse ne yapılmalı?
Talebin idareye yazılı olarak iletilmesi, tarih ve içeriğinin belgelenmesi; sonuç alınamazsa idari yargı yoluna veya AYM’ye bireysel başvuruya gidilmesi gerekir.
AYM her sağlık şikâyetini kötü muamele yasağı ihlali sayar mı?
Hayır; Abdulkerim Mavvas kararında görüldüğü gibi, iddianın somut tarih, yer, talep ve yanıt bilgileriyle desteklenmesi ve belirli bir ciddilik seviyesine ulaşması aranır.
Özel ihtiyaç sahibi sığınmacılar için bir yıllık süre sınırı var mıdır?
Hayır; YUKK m.89/3-a uyarınca özel ihtiyaç sahipleri bakımından bir yıllık süre sınırı aranmaz.
İlgili Yazılar
- Geri Gönderme Yasağı (Non-Refoulement) İlkesi Türk Hukukunda Nasıl Uygulanır?
- İnsan Ticareti Mağduru Statüsünün Tespiti ve Sağladığı Haklar Nelerdir?
Yazar Hakkında
Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Anayasa Mahkemesi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
İletişim
Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın