AYM’ye Bireysel Başvuru Nasıl Yapılır? Şartları ve Süresi Nelerdir?

2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle hukuk sistemimize giren ve 23.09.2012 tarihinden itibaren fiilen uygulanmaya başlanan Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru yolu, kamu gücü işlem, eylem veya ihmalleri nedeniyle Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ortak koruma alanındaki temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kişilere tanınan, ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bu yazıda AYM’ye bireysel başvurunun kimler tarafından, hangi usulle ve hangi sürede yapılabileceğini 6216 sayılı Kanun ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri çerçevesinde ele alıyoruz.

Bireysel Başvuru Hakkının Kapsamı ve Kimler Başvurabilir

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin birinci fıkrası uyarınca herkes, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvurucu gerçek kişi olabileceği gibi, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı gibi doğası gereği tüzel kişilere de uygulanabilecek haklar bakımından özel hukuk tüzel kişileri de başvurucu sıfatını taşıyabilir. Buna karşılık aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz; Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasa’nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.

Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise bireysel başvurunun ikincillik niteliği ortaya konulmuştur: İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının, bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir. Bu nedenle bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlalinin derece mahkemelerince giderilmediği hâllerde başvurulabilecek son çare niteliğinde bir yoldur.

Başvurunun Yapılacağı Yerler ve Dilekçede Bulunması Gereken Unsurlar

6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin birinci fıkrasına göre bireysel başvurular, Kanun ve İçtüzükte belirtilen şartlara uygun olarak doğrudan Anayasa Mahkemesine ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca bireysel başvurular harca tabidir; harcın ödenmemesi ve adli yardım talep edilmemesi hâlinde başvuru işleme alınmaz.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği tarihin (başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihin) ve varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Dilekçeye dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır; başvurucu bir avukat tarafından temsil ediliyorsa vekâletnamenin de sunulması gerekir (m.47/4).

Otuz Günlük Başvuru Süresi ve Mazeret Hâli

6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin beşinci fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 64. maddesi uyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve resen gözetilir.

Haklı bir mazereti (mücbir sebep veya ağır hastalık gibi) nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. İçtüzüğün 64. maddesinin ikinci fıkrasına göre Komisyon, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder; mazeret kabul edilmezse başvuru süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunur.

Kabul Edilebilirlik İncelemesi ve Komisyonların Rolü

6216 sayılı Kanun’un 48. maddesi uyarınca kabul edilebilirlik incelemesi kural olarak komisyonlarca yapılır. Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliğiyle karar verilen başvurular hakkında kabul edilemezlik kararı verilir; oy birliği sağlanamayan dosyalar Bölümlere havale edilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre Mahkeme, Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.

Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir (m.48/4); bu kararlara karşı Anayasa Mahkemesi bünyesinde başka bir itiraz yolu öngörülmemiştir. Başvurunun eksik evrakla yapılması hâlinde, İçtüzük’te öngörülen usulle başvurucuya eksikliği gidermesi için on beş günü geçmemek üzere bir süre verilir; bu süre içinde geçerli bir mazeret olmaksızın eksiklik tamamlanmazsa başvurunun reddine karar verilir.

Kaynakça

  • 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m. 45, 47, 48.
  • Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü, m. 62, 64.
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 148/3.

Sıkça Sorulan Sorular

AYM’ye kimler bireysel başvuru yapabilir?

Anayasa’da güvence altına alınmış ve aynı zamanda AİHS kapsamında yer alan bir temel hakkının kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden gerçek kişiler ile bu tür haklardan yararlanabilen tüzel kişiler bireysel başvuru yapabilir.

Başvuru süresi ne zaman başlar?

Kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketildiği tarihten; böyle bir yol öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz günlük süre işlemeye başlar.

Süre kaçırılırsa hiçbir çözüm yok mudur?

Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazeret varsa, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde belgeleriyle birlikte başvurulabilir; Komisyon mazereti önce ayrıca değerlendirir.

Başvuru mutlaka Ankara’ya mı yapılmalıdır?

Hayır; başvuru doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılabileceği gibi mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla da yapılabilir.

Kabul edilemezlik kararına itiraz edilebilir mi?

Hayır; 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kabul edilemezlik kararları kesindir.

İlgili Yazılar

Yazar Hakkında

Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Anayasa Mahkemesi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.

İletişim

Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir