Ayıplı konut (yeni yapı) teslimatında tüketici hakları - Akçınar Hukuk Bürosu

Ayıplı Konut (Yeni Yapı) Teslimatında Tüketicinin Hakları

Müteahhitten veya inşaat şirketinden satın alınan yeni bir konutta zamanla ortaya çıkan çatlaklar, su sızıntıları, proje ile uyuşmayan malzeme kalitesi gibi sorunlar, alıcıyı büyük bir hayal kırıklığına uğratır. Bu tür durumlarda konut alıcısının, inşaat sektörüne özgü genel hükümlerin ötesinde, güçlü bir koruma kalkanı olan tüketici hukukundan yararlanabileceği çoğu zaman bilinmez.

Konut Alıcısı Ne Zaman “Tüketici” Sayılır?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.10.2019 tarihli, 2018/344 Esas ve 2019/990 Karar sayılı kararı, bu konudaki temel ilkeyi net biçimde ortaya koymaktadır: konut ve tatil amaçlı taşınmazlar da tüketici mevzuatı kapsamında “mal” sayılır ve bu taşınmazları ticari veya mesleki olmayan amaçla (yani oturmak veya tatil yapmak için) satın alan kişiler tüketici sıfatını taşır. Karar, bu korumanın yalnızca tamamlanmış konutlar için değil, inşaatı henüz tamamlanmadan, harici satış sözleşmesiyle satın alınan konutlar için de geçerli olduğunu vurgulamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/344, K. 2019/990, T. 03.10.2019)

Ayıplı Maldan Kim Sorumludur? Müteselsil Sorumluluk

Karar, tüketici mevzuatının ayıplı mala ilişkin hükmüne (4077 sayılı Kanun m. 4/3, günümüzde 6502 sayılı Kanun’un karşılık gelen hükümleriyle) atıfla önemli bir ilkeyi teyit etmektedir: “İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı… ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.” Bu ilkenin pratik sonucu şudur: konutu inşa eden müteahhit ile konutu satan (arsa sahibi dahil) taraflar, tüketiciye karşı birlikte ve ayrı ayrı (müteselsilen) sorumludur; tüketici bu taraflardan dilediğine karşı dava açabilir.

Tüketicinin Seçimlik Hakları Nelerdir?

Ayıplı bir konutla karşılaşan tüketici; bedel iadesini de içeren şekilde sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi (konutlarda pratikte nadiren mümkün olsa da), ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarından birini seçebilir. Satıcı, tüketicinin seçtiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ayrıca ayıplı malın can veya mal kaybına yol açması hâlinde, tüketici bu seçimlik haklarından biriyle birlikte imalatçıdan/üreticiden ayrıca tazminat da talep edebilir.

Görevli Mahkeme: Tüketici Mahkemesi

Konut satın alan kişi tüketici sıfatını taşıdığından, ayıp nedeniyle açılacak davalarda görevli mahkeme genel hükümlere göre değil, tüketici mahkemeleridir. HGK kararı, satıcı ile birlikte davalı olabilecek diğer tarafların (örneğin arsa sahiplerinin) bu davaya tüketici mahkemesinde birlikte dahil edilebileceğini de açıklığa kavuşturmuştur.

Kaynakça

  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 8-12.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/344, K. 2019/990, T. 03.10.2019 (Yargı PRO içtihat veritabanı üzerinden teyit edilmiştir).

Sıkça Sorulan Sorular

Ayıp ihbarını ne zaman yapmalıyım?

Ayıp, teslimden sonra makul bir süre içinde satıcıya bildirilmelidir; gizli ayıplarda bu süre, ayıbın fark edildiği andan itibaren işlemeye başlar, bu nedenle gecikmeden bildirim yapılması önemlidir.

Belirli bir tutarın altındaki ayıp talepleri için önce tüketici hakem heyetine mi başvurmalıyım?

Evet; güncel parasal sınırların altında kalan taleplerde önce ilgili tüketici hakem heyetine başvurulması dava şartıdır, bu sınırın üzerindeki taleplerde doğrudan tüketici mahkemesine başvurulabilir.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle satın alınan bir konutta da bu koruma geçerli midir?

Evet; konutu ticari/mesleki olmayan amaçla satın alan kişi, satışın hangi sözleşme türüne (kat karşılığı inşaat, satış vaadi, harici satış) dayandığına bakılmaksızın tüketici sıfatını taşır.

Ayıplı konut nedeniyle manevi tazminat da talep edebilir miyim?

Somut olayın koşullarına göre, ayıbın kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaşması hâlinde manevi tazminat talebi de gündeme gelebilir; ancak bu, ayrıca ispatlanması gereken bir husustur.

İlgili Yazılar

Yazar Hakkında

Bu yazı, Kırklareli Barosu’na kayıtlı Avukat Onur Akçınar tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay/Danıştay içtihadı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz.

İletişim

Sorularınız için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir